13 01 2010
Hayatımı Yeniden Yaşayabilseydim Eğer
"Hayatımı yeniden yaşayabilseydim eğer; hastayken yatağa girer dinlenirdim. Ben olmadığım zaman her şey kötüye gidecek diye düşünmezdim. Gül şeklindeki pembe mumu saklamaz yakardım. Daha az konuşur, ama daha çok dinlerdim. Yerler kirlense, masa örtüm lekelense bile daha çok arkadaşımı akşam yemeğine davet ederdim.
Oturma odasında TV seyrederken, patlamış mısır yer, şömineyi yakmak isteyen birisi olduğunda ona engel olmazdım. Yerler leke olacak diye korkmazdım. Bana gençliğini anlatmaya çalışan dedeme daha çok vakit ayırırdım. Kocamın sorumluluklarını daha çok paylaşırdım.
Saçım bozulmasın diye, arabanın camının açılmasını önlemezdim. Eteğimin lekelenmesine aldırmadan çimlere otururdum. TV seyrederken daha az, hayata bakarken daha çok ağlar ve gülerdim.. Ömür boyu “garantilidir” denilen hiçbir şeyi satın almazdım.
Hamileliğimin bir an önce sona erip, doğum yapmayı dilemek yerine, hamile olduğum her anın tadını çıkarır ve içimde bir canlı yaratmanın ne kadar harika olduğunu fark ederdim. Bu o kadar nadir bir olay ki. Mucize gibi bir şey.
Çocuklarım beni öpmek istediklerinde, asla "önce git ellerini yüzünü yıka" demezdim. Onlara daha çok "seni seviyorum", ondan da daha çok "özür dilerim" derdim. Ama başka bir hayat verilseydi en çok yapacağım şey; her dakikasını değerlendirmek olurdu..
Dikkatle bak.
Gerçekten gör.
Yaşa.
Vazgeçme.
Küçük şeyler için şikayet etme.
Bana benzemeyenler, benden daha çok şeye sahip olanlar ve kimin ne yaptığı beni ilgilendirmezdi.. Bunun yerine, ilişkilerimi güçlendirmeye çalışırdım. Sahip olduğunuz ruhsal, fiziksel ve duygusal her şey için Allah'a şükredin. Tek bir hayatınız var ve birgün sona eriyor. Umarım her gününüzü değerlendirirsiniz.''
(Emma Bombeck kanserden ölmeden hemen önce kaleme alınmış)
Bu yazı mail kutuma düştüğünde, okur okmaz durup düşündüm ve gerçekten yazan kişinin bulunduğu durumu hissederek bir kez daha bu yazıyı okuduğumda her şeyin ne kadar boş olduğunu daha iyi anladım. O kadar gereksiz sinirleniyoruz, dargın kalıyoruz, devamlı bir telaş içinde ordan oraya koşturup duruyoruz ve elimizdekilerin değerini sadece ve sadece ellerimiz boş kaldığında anlıyoruz.
Şimdi arkanıza yaslanın ve düşünün ve bir kez daha okuyun bu yazıyı...
Sevgilerle...
| Tepkiler: |
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

ben de bu maili ilk gördüğümde senin yaptığın gibi durup düşünüp çok hak vermiştim, bir ton da şey söyledim kendi kendime, koşullandırdım ama nafile en fazla bir iki hafta içerisinde normala dönüyor insan tekrar bir koşuşturmaca ve gerilen sinirler.
YanıtlaSilBu yazdıkların karşısında "hayır yanılıyorsun" demek istiyorum:)ama dediklerin çok doğru. En azından başarabildiğimiz kadarını yapsak hiç de fena olmaz. Hele ki şu yaşam şartlarında ne yaparsak kardır bizim için.Ertelemeden, kimin ne diyteceğini düşünmeden.Tabi sonuçlarına katlanmak şartı ile...
YanıtlaSil