14 05 2010

Peninsula (Otago)

Bu yazımda sizlere muhteşem güzellikte bir yerden bahsetmek istedim. Peninsula, dunedin(Yeni Zelanda)'a yaklaşık 2 saat uzaklıkta bir yer.

Aslında Peninsula'ya gitmek istememin en büyük nedeni nesilleri tükenmek üzere olan Fok balıklarını, Penguenleri ve Albatrosları görmek istememdi.

Yol boyunca sahil şeridinden ilerledikçe "mükemmel, harika, olağanüstü" kelimelerini sarfetmekten başka diyecek bir şey bulamadım açıkcası. Çünkü gerçekten sanki el ile çizilmişçesine kusursuzdu.


2 saatlik kısa yolculuğun ardından vardığım nokta yukarıda çekmiş olduğum fotoğrafta görüldüğü gibi muhteşemdi. Etrafı bir sürü ufak adalardan oluşan bir yarımada. Fotoğrafta görülen en üst noktadaki fenerin çevresine ise devasa albatros kuşları, penguenler ve fok balıkları ev sahipliği yapmakta.


Bu arada bu fotoğrafları çekerken öğrendiğim bir şey oldu. Penguenler fotoğraf makinalarının flashlarından etkilenip kalp krizi geçiriyorlarmış. Flash patlar patlamaz devriliyorlarmış. Bu yüzden yakın çekim yaptırmıyorlar koruma altında olan penguenlere.



Yukarıdaki fotoğrafı çekerken dikkatli olmaya çalıştım. Çünkü inanılmaz dik bir kayanın üstünde duruyordu. Fakat gördüm ki hiç aldırış etmedi çok yakınında olmama. Kusursuzca kendini sergilemeye devam etti. O gün, hava soğuk ve rüzgarlı olmasına rağmen turistlerin akınına uğramaya devam etti Peninsula.



Bu fotoğraftaki adaya sudan yürüyerek gidiliyor. Gerekten çok ilginç. Eğer fırsatınız olursa görmeden geçmemeniz gereken yerlerden birisi Peninsula. Sadece bu 2 fotoğrafla bitmez tabiki anlatmak. Tavsiye listesine bir yenisini daha ekleyerek şimdilik görüşmek üzere diyorum.

Sevgilerle...

07 04 2010

Baldwin Street ( Dunyanin en dik yokusu )


Dunyanin en dik yokuslu sokagini duymus muydunuz hic? Yeni Zelanda Dunedin'de bulunan bu yokus, %35 egime sahip.

Ilk duydugum zaman "istanbul'da da oldukca fazla dik yokus var dedim ve yandaki fotografta cektigim sirada da "o kadar da degil canim" demeye devam ettim.

Arabayla cikmaya basladigimizda gerceklik payini fazlasiyla anlamis bulundum. Oldukca zorlandik araba ile cikarken ve eger ki ciktiginiz en ust noktada baska bir araba ile karsilasmissaniz isiniz zor demektir. Durmak cok guc, donmek daha da guc...Bir de iki uctan bakildiginda gorunmeyen ikinci bir egim var. Sonradan ogrendim ki bu Dunedin'in sehir plani Ingiltere'de yapilmis.




Tabii buraya kadar cok da ilginc degil. Ilginc olan yani sehir plani yapilirken, sehrin cografi ozellikleri bilinmeden ve Yeni Zelanda'nin neredeyse tamamini olusturan tepeleri hesaba katilmadan yapilmis. Ezbere yapilan bir sehir planinin sonucunda "dunyanin en dik yokuslu sokagi" olan Baldwin Street de turistlerin merak ettigi yerler arasina girmistir boylelikle.

Sevgilerimle

19 03 2010

Skyline in Queenstown


Oueenstown gezimizde ilk kez yaptigim bir aktivite oldu skyline.

Oncelikle oldukca yuksek bir tepeye gondolla ciktik. Yukaridaki fotografta gorulen noktaya vardigimizda ise teleferikler ile biraz daha yuksek bir noktaya yani skyline yapilan noktaya vardik. Gondol ile cikarken gordugumuz manzara inanilmazdi. O muhtesem doga ayaklarinin altinda. Teleferik ise biraz korkutucuydu dogrusu. Yukseklik daha da artiyor ve gondol gibi kapali ve guven veren bir arac degil. Ilk noktadan skyline biletlerini alip teleferikle son noktaya vardigimizda manzaranin guzelligi artmisti tabii. Kasklarimizi taktik ve ufak arabalara bindik. Arabalarla tepeden bi onceki noktaya hizla iniyorsun. Bir an ucarim buradan diye dusunduysem de gercekten guzeldi. Cok eglenceliydi. Bir kez yetmedi 2 tur attik. Daha sonra da manzaranin tadini cikardik.




Eger ki yolunuz duserse mutlaka yapmaniz gerekenlerden biri skyline. Manzara ve doga harikasi bir yer olmasi da cabasi.

Sevgilerle...

15 03 2010

Kawarau Koprusu ve Bungy Heyecani

Bir suredir yazamiyorum ve 'donusum muhtesem olacak' sozune yarasir bir yaziyla karsinizdayim :) . Blog yazilarimdan birinde Bungy Jumping yapmaktan bahsetmistim sizlere. Inanilmaz heyecanli bir o kadar da korkulu bir ekstrem aktivitesidir kendileri.

Gectigimiz ay uzun bir yolculuk yaparak ve okyanuslari asarak dunyanin diger ucuna geldim. Yani Yeni Zelanda' ya (Yeni Zelanda yazilarima pek yakinda baslayacagim) ve geldigimin 2. haftasinda birkac arkadasimla, bulundugum sehre yani Dunedin'a yaklasik 3-4 saat uzaklikta ufak bir tatil beldesi olan Queenstown'a gittik. Ama neredeyse tum doga sporlari aktivitelerinin yapildigi muhtesem bir yer diyebilirim. Daha sonraki yazilarimda fotograflarla ayrintili sekilde anlatacagim. Gelelim konumuza. Tabi boyle bir yere gelip de bungy yapmadan doner miyim ben? Tabiki hayir:). Dunya'da ilk ticari bungy'nin yapildigi muazzam, unlu Kawarau Koprusunden atlamak uzere yola koyulduk ben ve arkadaslarim. Tabii yaklasik 2 saat oncesinden kayitlarin yapildigi subeye gittik. Beklerken izledigim bungy videolari heyecanimin baslamasina neden oldu. O ana kadar 'ne var sanki ilk kez atlamiyorum ki' gibi sozlerim bogazimda dugumlenmis bulundu. Otobuslere dogru ilerlerken 'noluyo ozge yoksa korkuyor musun? ' gibi komik komik kendimle konusmalarim da cabasi tabii.

Iste Kawarau otobusune binerken :) 

Otobuste Avusturalya'li bir kiz yanimda oturuyordu. Sohbet ederek gittik ve onun da en az benim kadar heyecaninin olmasi nedense beni biraz rahatlatti. Bak dedim gordun mu sadece sen degilmissin hehe... yarim saatlik bir yolculuktan sonra Kawarau Bridge karsimdaydi. Tam manzaranin buyusune kapilmisken sira sira cigliklarla atlayanlari gorunce ne hissettigim anlatilmaz yasanir ancak. Once ustumdeki agirliklardan kurtuldum. Daha sonra kilomu tartip elimin ustune kac kilo oldugum yazildi ve kopruye dogru yol aldim. Arkadaslarim benden sonra geldiler. Ne acelem vardi bilmiyorum ama ilk ben atlamak icin siraya girmis bulundum bir kere. Yaklastikca ve atlayanlari daha da yakindan gordukce iyice olup olup dirildim dogrusu. Kemerim takildi ve basladim beklemeye. Bir yandan da arkadaslarima once siz bi atlayin sonra ben atlayayim nooluurr demeye basladim ama olan olmustu bir kere :). Efenim sira bana geldi ve beni en uca oturtup ayak bileklerime once havlu sardilar ve onun ustunden de iple sikica bagladilar. Havluyu gorunce ya cozulurse, ya gevserse dusunceleri insanin elinde olmadan beynini kemiren seyler malesef.



Gorevli yardimiyla ayaga kalktim ve ustte de goruldugu uzere en uc noktaya yuruyemesem de surumdum diyeyim. Asagi bakmak gibi bir delilik yaptim ve nehri gorunce hemen kaldirdim basimi. Kapattim gozlerimi 2 saniye. Saka gibiydi. Daha sonra suya degmeyi isteyip istemedigimi sordu gorevli ve ben de sadece kollarima kadar istedigimi soyledim. Gulumsedi hatta siritti evet evet siritip bekle ve gor dedi. O sirada gulsem mi aglasam mi sasirdim. Korkacak ne var diye diye geldigim o noktada deli gibi korkuyordum. Bir yandan devamli arkaya donup yapamayacagim ben sanirim diye bagiriyorum kucuk emrah modunda. Diger yandan da yanimdaki adam karsi kameraya gulumse, poz ver diyor. Ben agladim aglayacagim, bir pozum eksikti diyorum icimden. Zaten yandaki direk de tek tesellim olmus ve sonuc yukarida:).

Iste tum bunlardan sonra gorevli 1-2-3 dedigi anda kendimi atmaktan baska carem kalmadigini anlamis bulunmaktaydim. Kollarimi iki yana acarak kendimi bosluga biraktim ve deli gibi ciglik atarak muthis bir hizla ucmaya basladim. Asagi dogru hizla inmemle suya girmem bir oldu. Tamamiyle nehre girip cikmistim. Sanirim heyecanim gecsin diye bu surprizi yaptilar ama cok cok guzeldi. Suya dalip cikinca supeeer diye avazim ciktigi kadar bagirmaya basladim.

       Hani daha onceki yazimda demistim ya ucmak nasil bir sey bilir misiniz? Iste boyle bir sey. Bosluktasin ve yuzune carpan o ruzgari hissediyorsun. Gercekten hissediyorsun ve bu duyguyu ancak boyle birkac alisilagelmis sozcukle ifade etmekten baska sansin kalmiyor. Atlamak uzere oldugun o anda, korkmadim diyen olamaz sanirim. Dusunsenize sadece ayaklarinizdan iple baslisiniz ve kendinizi ucuruma atiyorsunuz. Evet tam olarak boyle ve kimse sizi zorlamiyor atlayacaksin diye. Sirf anlatilamayan bir zevk icin kendini atiyorsun, bir de ustune para veriyorsun:). Annemin de dedigi gibi akli basinda insanin yapacagi sey degil bu delilik diyenler de vardir icinizde, ben de yapmak istiyorum diyenler de... Simdi bir daha yapmak istiyor musun diye soracak olursaniz kesinlikle istiyorum derim. Hatta bu atladigim Kawarau koprusu 43 m yukseklikte idi. Duyunca ben de aa cok  yuksek degilmis ki canim dedim ama gelin bir de atlamak icin o en ucta durun...

Bir de buradan cok daha yuksek kanyon var. Yanlis hatirlamiyorsam yaklasik 143 m civarinda yukseklige sahip.                                  
Eger firsatim olursa bu kez daha az korkarak(inanmasi guc ama) atlayacagim.
Bir bungy macerasi daha boyle geldi ve gecti. Umarim merak edenlere yeteri kadar kilavuz olabilmisimdir. Sadece istediginden emin olmak ve korkularina yenik dusmemek. Hepsi bu...

Sevgilerimle...

02 02 2010

Rafting

Heyecanı seven ve biraz cesaretli olanların ilgisini çekecek olan bir nehir sporudur Rafting. Aslında şimdiye kadar rafting konusunda çok deneyimli olmak isterdim ama değilim. Sayılı kez rafting yaptım ve eğer takım arkadaşlarınızla uyumlu olursanız çok eğlenceli bir spor olduğunu söyleyebilirim.


Herneyse, rafting bir takım sporudur. Takım çalışmalarını her ne kadar kabul etmesek de pek sevmeyiz. Liderlik ruhunu fazla benimseriz fakat iyi bir takım çalışmasının da çok iyi başarılar getireceğini düşünmeyiz. İşte diğer tüm takım sporlarında olduğu gibi rafting'te de raft dediğimiz bot'u devirmeden kürekleri senkronik şekilde çekerek nehirdeki engelleri aşmaya çalışmak tamamen takım arkadaşlarınla uyumuna bağlı. 6 ve 8 kişilik takımlarla yapılmakta. Çoğu spor gibi uzun eğitimler almak da gerekmiyor. Aktiviteyi yapmadan hemen önce her takımın rehberinin verdiği yaklaşık 40-45 dakikalık bilgilendirmeden sonra isteyen herkes yapabiliyor. Tabii tek şartı yüzme bilmek gerektiği. Gerekli tedbirler alınıyor can yeleği vb..gibi fakat özellikle yüksek dereceli bir nehirde yapılan rafting için çok iyi yüzme bilmek gerekmektedir.

Tüm bunların yanında rafting yapılan nehirler, zorluk derecelerine göre değişiyor. Nehir'de bulunan kayaların çokluğu ya da nehrin akış hızına göre toplam 6 dereceden oluşuyor. Üst satırlarda da dediğim gibi yüksek dereceli nehirlerde yapılan rafting için iyi yüzme bilmek gerekir. Gereken malzemeler de olduğu sürece tehlikesi neredeyse hiç denecek kadar azalmaktadır. Rafting için olmazsa olmaz malzemeler;

  • Kask
  • Can yeleği
  • Ayakkabı
  • Flip rop (bot'un devrilmesi durumunda düze çevirmek için kullanılan ip)
  • Rescue rop (kurtarma için kullanılan ip)
Rafting'in ülkemizde nerelerde yapıldığına gelirsek, Türkiye bu konuda oldukça elverişli. Benim en iyi bildiğim yerler Köprülü Kanyon(Antalya), Dim Çayı(Alanya), Manavgat ve Alara Çayı olmak üzere Çoruh Nehri, Zamantı Çayı, Göksu Çayı, Melen Çayı ve Dalaman Çayı, Yusufeli(Artvin),Fırtına Deresi(Rize), Altıparmak Çayı(Artvin), Tekkale (Artvin), Çamlıkaya-Tekhale, İspir(Bayburt),Çamlıkaya(İspir) de Türkiye'de bulunan rafting'e elverişli diğer yerlerdir.

Buralara özellikle yaz aylarında rehberler eşliğinde turlar düzenleniyor. Tabi yabancı turistler çoğunluğu oluştursa da yerli turistlerin de katılımı oluyor.

Sevgilerle...

29 01 2010

Skydiving


Daha önceki yazdığım yazılarda da bahsetmiştim, çoğu insanın hayalidir uçmak diye. Çevrenizdekilere sorarsanız "yapmak istediğin hayalin?" diye, verilen cevapların büyük bölümünün "uçmak" olabilitesi oldukça yüksek. Böyle hiçbir şey düşünmeden, her şeyi arkanda bırakıp kendini boşluğa bırakmak...

İşte uçmaya Bungee'den daha yakın olan bir ektrem spor Skydiving. Gökyüzünde dans etmek, bulutlara yakın olmak vs...ne derseniz deyin fakat tadını bir kez alınca bırakamayacağınız bir spor.

İlk atlayışı 27 Ekim 1797'de Paris'te balondan atlayış yaparak Andre Jacques gerçekleştirdi. Bundan seneler sonra ise Fransız sporcuların, kendi tasarladıkları paraşüt ile serbest atlayış yapmaları skydiving sporunun gelişmesinde büyük rol oynamıştır ve bu durum paraşüt şampiyonalarının düzenlenmesine kadar gitmiştir. Hatta şimdiye kadar yapılmış en büyük rekor Joseph W. Kittinnger adındaki yüzbaşının 36 km. yükseklikte 30.000 mt'den saatte 1000 km hız  ve 4.5 dk. düşüş ile Guiness rekorlar kitabına adını yazdırması oldu.

Tüm bunların yanında tabiki en önemlisi eğer paraşütçülük yapmaya karar verdiysek bunun eğitimini almaktır. Benim bildiğim en güvenilir Türk Hava Kurumu'nun açtığı kurslar. Her zaman dediğim gibi; ekstrem sporlara önce heves esip daha sonra eğitim almadan ya da hiç bilgi sahibi olmadan yapmaya kalkışmak hayatınızı tehlikeye atmak demektir. Kullanılan malzemeler, duruş taktikleri vs.. bu sporları eğlenerek yapmanın temelleridir. Yoksa eğlenceden çok işkence olur. Kullanılan malzemeleri belirtecek olursak da;

  • Kask
  • Gözlük
  • Kamera Kaskı
  • Kıyafet
  • Ayakkabı (koruyucu)
  • Koruyucu konteyner ve balon
  • Altimetre
  • Paraşüt
  • Formation
  • Free Fly
Uçmaya hazırsanız iyi eğlenceler =)
    Sevgilerimle...

    25 01 2010

    Orienteering



    İsmi İsveç'çeden gelen Orienteering, bir spor dalıdır.

    Aslında "düşünce sporu" da denmekte orienteering'e. Neden mi? Çünkü asıl hedefe pusula ve harita yardımı ile ulaşılmaya çalışıyor ve harita okuma, pusuladan yön bulmaya çalışma ve bunlarla beraber süreyi en iyi şekilde kullanarak hızlı hareket etme başlı başına bir yetenektir.

    Gelelim Orienteering'e. Orienteering, toplam 54 ülkede ulusal federasyonu bulunan açık havada yapılan bir spor dalı. Her ne kadar spor olarak kabul etmeyenler olsa da ben spor olarak kabul eden ve adlandıranlardanım. Peki bu spor nasıl yapılır ? Neler gereklidir ?

    Orienteering; pusula ve harita ile arazide kendi rotanızı belirleyip özel olarak hazırlanan bir topografya haritasından işaretlenmiş olan belli noktaları bularak varış noktasına en hızlı şekilde ulaşmaya çalışılan bir spordur. Az önce belirttiğim "belli noktalar" yani kontrol noktaları denilen yerler haritada çeşitli singelerle gösterilmektedir. Ayrıca renkli (turuncu-beyaz) bayraklarla da gösterilmektedir. Yarışta, belirlenen noktalar bayraklar ve bir zımbadan oluşuyor. Her bulduğunuz kontrol noktasını elinizdeki kartta bulup, kontrol noktasındaki zımba ile deliyorsunuz ve bir sonraki noktayı bulmak için devam ediyorsunuz.

    Tabi herkese hitap etmeyen bir spor dalı olsa da kesinlikle hem beyin jimnastiği hem de vücut kondüsyonunun bir arada olduğu bir spor. Pratik olmak ve düşünmek burada başarılı olmanın anahtarı.

    Sevgilerimle